Risale Haberi

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Sözler Köşkü Maksat114 Hayalhanem Çınar Altı Gibi Oluşumlardan Kendini Kurtaran Müslüman Gençler İtirafçı Olmaya Başladı

Sözler Köşkü Maksat114 Hayalhanem Çınar Altı Gibi Oluşumlardan Kendini Kurtaran Müslüman Gençler İtirafçı Olmaya Başladı

Tarih 21 Mart 2020, 18:10 Editör risalehaber

Şok Eden Gerçekler Deşifre Ediliyor

SÖZLER KÖŞKÜ, HAYALHANEM, ÇAY HOUSE GİBİ YAPILANMALARIN İÇ YÜZÜ

Bu maddeleri yazmakta ki amacımız kişilerin şahsi kusurları ile uğraşmak olarak algılanmasın. Gayemiz FETÖ gibi biz Nurcuyuz diyerek Risale-i Nur gibi kuvvetli bir eseri kendi sapkınlıklarına alet eden, Nurculuğu ve İslamiyet’i tahrif eden bu yapılanmalara karşı erkenden tedbir alıp gençlerimizi, kızlarımızı, çocuklarımızı, akrabalarımızı uyarmak ve ihtiyata sevk etmektir.

Bu aşağıda yazılan maddeler Çınaraltı, Maksat 114, Kafile, Yolgeçenhanı, Gençlik Forever, Mesken, Son Liman, Yelken gibi Nurculuk adıyla 50 den fazla farklı isimlerle ortaya çıkan ve hızlı bir şekilde büyüyen, İslam’ı ılımlaştırarak romantik ve lakayt İslamcılık gibi sünnet hassasiyetinden ve İslam ahlakından uzak hezeyanları yapanlara karşı uzun müddet tahrifkar bu gibi yapılanmaların arasında bulunmuş ve sonra lahikalarla uyanarak ayrılan yüzlerce gencin tecrübelerle yaşadıkları itiraflardır.
Aşağıdaki maddeleri okurken bazılarının aklına gıybet veya iftira olmuyor mu gibi sorular gelebilir diye Üstadımızın bu konu ile alakalı ifadesini kâfi görüyoruz.

Gıybet, mahsus birkaç maddede caiz olabilir:

Birisi: Şekvâ suretinde bir vazifedar adama der, tâ yardım edip o münkeri, o kabahati ondan izale etsin ve hakkını ondan alsın.

Birisi de: Bir adam onunla teşrik-i mesai etmek ister, seninle meşveret eder. Sen de, sırf maslahat için, garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için desen: “Onunla teşrik-i mesai etme. Çünkü zarar göreceksin.” (Mektubat syf:277)

1-) Videolarına ve fotoğraflarına dışarıdan bakıldığında izleyenlere karşı İslami hizmet yapıyorlar, gençleri müsbet şeylere yönlendiriyorlar, ateistleri, deistleri İslam’a çekiyorlar gibi bir izlenim oluştursalar da hakikatte böyle olmadığını, 10 dk’lık videolarda şehadet getirttikleri çoğu ateistin eski hayatına geri dönmeleri, şaşalı göstererek cezbetmeye çalıştıkları o resimlerdeki kalabalığın gazla gelip giden gençlerin sirkülasyonundan oluştuğunu ve gelenlerin büyük bir kısmı orada fotoğraf çektirmek, videolarına çıkmak için geldiğine yıllarca şahit olduk. Zaten mantıken de düşünürsek az sayıda bir grup insanın çok sayıda gençlerle ilgilenip düzenli bir şekilde takip etmelerinin mümkün olmayacağı aşikâr görülmektedir. Yıllarca FETÖ için de hizmet ediyorlar deniliyordu!!!

2-) Fakir, zeki, kabiliyetli bay ve bayanları zengin takipçileri ile evlendirmeleri.

3-) Ulu ortam kermesler, sadaka kutuları, zekât zarfları, aidat bağlama, takipçilerine devamlı hazır taslak ihtiyaç listeleri göndermek gibi yöntemlerle para dilenmeleri.

4-) DAVA OKULU adı altında Lise ve Üniversitedeki bay ve bayanlara kalma imkânı sağlayarak okul ve ailelerinden uzaklaştırıp arkasında Üstada ve Risale-i Nura düşman, gözü yaşlı binlerce anne, baba ve aileler bırakmaları. Gençleri kandırarak zamanlarını alıyorlar, paralarını alıyorlar, kendi çıkarları için köle gibi hizmet ettirip sonra da kovmaları.

5-) FETÖ ve ingiliz kaynaklar tarafından finanse edilmeleri.

6-) İnsani yardım adına topladıkları paralardan yüzbinlerce TL vererek balon gibi şişirilmiş YouTube Facebook Instagram gibi şahsi sosyal medya hesaplarında kendilerini şan şöhret ile popülermiş gibi göstererek insanların dikkatini çekmek için beğeni, yorum, izlenme, takipçi satın almaları.

7-) Bazı yerlerinde başta sosyal medya, seminer ve kermeslerde tanıştıkları bayanlarla ailelerden habersiz gizli nikâh yapmaları ve günden güne yaygınlaştırmaları.

8-) Üstadı görmüş fakat Risale-i Nur’da hiçbir yetkiye sahip olmayan abileri derslerine davet edip Üstadın talebeleri, vekilleri bizleri destekliyor diyerek yıllardır FET֒nün yaptığı gibi iftira atmaları.

9-) My way islam, Hoksa, Bedesten gibi internet üzerinden e-ticaret şirketleri ile dini ve Risale-i Nur’u alet ederek para kazanmaları. Açtıkları ofislerde bayan takipçilerini çalıştırmaları.

10-) Yine bazı gruplarda 15 Temmuz gecesi bilgisayarları resetleyip kendi ekiplerini evlerine göndermeleri.

11-) Bazı gruplarda dinlenilmesin diye özel ders ve toplantı salonlarında telefonları ayrı bir yerde tutmaları.

12-) Yetenekli kişilere yazdırdıkları kitapları biz yazdık diyerek yalan söyleyip kendi isimleriyle basıp satmaları.

13-) Ülkemizde ateizm deizm gibi akımlar çok yaygınmış gibi çektikleri videoları dikkat çekici başlıklarla yayınlayıp gençlerin akıl ve kalplerinde yaralar açarak zihinlerini bulandırmaları. Zehirli video başlıkları ile o gibi konuların reklamını yaparak merak uyandırıp ateizm ve deizm gibi akımları zamanla popülerleştirmeleri. Mesela;
-Allah rahmet sahibi ise şeytanı neden yarattı?
-Allah her şeyi yarattıysa Allah’ı kim yarattı?
-Ya Hristiyanlar veya ateistler haklı ise!

14-) Psikolojik savaş ve insan yönetme sanatı vs. gibi kitapları okuyup algı yönetimi yaparak
-Başlarım senin aşkına
-İçiyorsak bir sebebi var
-Seviyorsan git konuş
-Allah diyen pense
-Şeytan şok
-Âşıkta mı olmayalım
gibi yazdırdıkları kitaplarla insanlara zehirli fikirlerini empoze edip, gençleri kendi sapkın gaye ve hedeflerine yönlendirmeleri.

15-) Duyulduğunda zihinleri bulandıran, idlal ve ifsat eden müstehcen başlıklar ile video yayınlamaları.
-Aleyna Tilki gibi kız arkadaşın olsa napardın
-Hafızlıktan zinaya giden kızın hikâyesi
-Zina 100 TL, evlilik 100.000 TL
-Açık kadınlara bakmak
-Bir kızla aynı evde kalsan aklına ne gelirdi.
-Sahilde yürüyen karşı cinsin ilk neresine bakarsın

16-) Risale-i Nuru lakayt, laubali, esprili, kahkahalar ile sulandırarak anlatıp lisan-ı hal ve kal ile sadeleştirme çalışmaları.

17-) Hayır adına topladıkları paralarla sıkça düzenledikleri Türkiye ve Avrupa turlarında tanıştıkları gençleri kandırarak cezbedip günden güne büyüyerek yayılmaları.

18-) Şahsi Sosyal Medya hesaplarından Gece Kampüsü gibi isimlerle gecenin geç saatlerine kadar Türkiye genelinde yaptıkları canlı yayınlarından seçtikleri yetenekli bay ve bayanları yetenek avcılığı yaparak sınıf sınıf ayırıp kendi tarzlarını aktarmak için sesli ve görüntülü özel dersler yapmaları.

19-) Gizli maksatlarını, Üstad siyaset yapmamış diyerek gençlerin bilinçaltına fetövari siyasetle aşılayıp müspet Hükümetimizi ve Nurculuğu karşı karşıya getirme planları.

20-) Lahikalardan ve hizmet düsturlarından uzak kalıp, Üstadın meslek, meşrep ve medrese tarzını itibarsızlaştırıp, rakibane çığır açmak ve Nurlarda onlarca yerde adı geçen Üstadın talebelerinin uyarılarını dikkate almayarak kendi uyarladıkları yolda ısrarla, Risale-i Nuru alet ederek devam etmeleri.

Bu anlattıklarımız yukarıda ismi geçen malum yerlerden ayrılan yüzlerce gencin şahit oldukları deliller ile açık ve sabittir.

Risale-i Nuru alet ederek çıkan bu yapılanmaların hakikatte Nurculukla hiçbir alakaları olmadığı yukarıdaki maddelerde görülmektedir. Üstadımızın lahikalarda geçen, Risale-i Nurun meslek ve meşrebine dair uyulması gereken esas düsturlar:

- Risale-i Nur, kendi sadık ve sebatkâr şakirtlerine kazandırdığı çok büyük kâr ve kazanç ve pek çok kıymettar neticeye mukabil fiyat olarak, o şakirtlerden TAM VE HÂLİS BİR SADAKAT ve DÂİMÎ VE SARSILMAZ BİR SEBAT İSTER. Evet, Risale-i Nur onbeş senede kazanılan kuvvetli iman-ı tahkikîyi onbeş haftada ve bazılara onbeş günde kazandırdığına, yirmi senede, yirmibin zât tecrübeleriyle şehadet ederler. (Kastamonu Lahikası Syf:122)

- Risaletü’n-Nur gittikçe parlak, harikane fütuhat-ı imaniye yapar. Kendi kendine, inşaallah her görenin kalbinde yerleşir, muannidleri susturur. Bir hıfz-ı gaybî altında düşmanları şaşırtmış, kör gözleri onu görmüyor. İzini bulamadığı halde, parlak faaliyetini müşahede ediyorlar… Bu vakit pek ziyade ihtiyat lâzım. (Kastamonu Lahikası Syf:15)

- Ey kardeşlerim! Sizler biliyorsunuz ki; bizim mesleğimizde benlik, enaniyet şan ü şeref perdesi altında makam sahibi olmaktan, öldürücü zehir gibi ondan kaçıyoruz. Onu ihsas eden hâlâttan şiddetle ictinap ediyoruz. (Kastamonu Lahikası Syf:146)

- Said tam toprak gibi mahviyet ve terk-i enaniyet ve tevazu-u mutlakta bulunmak şarttır; tâ ki Risaletü'n-Nur'u bulandırmasın, tesirini kırmasın. (Kastamonu Lahikası Syf:18)

- Hem maddî hem mânevî; hem nefsim, hem benimle temas edenler gayet ehemmiyetli benden suâl ediyorlar ki: "Neden herkese muhalif olarak -hiç kimsenin yapmadığı gibi- sana yardım edecek çok ehemmiyetli kuvvetlere bakmıyorsun? İstiğna gösteriyorsun? Ve herkes müştak ve talip olduğu ve Risale-i Nur'un intişarına, fütuhatına çok hizmet edeceğine o Risale-i Nur şakirtlerinin hasları müttefik oldukları ve senden kabul ettikleri büyük makamları kabul etmiyorsun? Şiddetle çekiniyorsun?" (Emirdağ Lahikası-1 Syf:74)

Hakikat-i ihlâs, benim için şan ü şerefe ve maddî ve mânevî rütbelere vesile olabilen şeylerden beni men’ediyor. Hizmet-i Nuriyeye, gerçi büyük zarar olur; fakat, kemiyet keyfiyete nisbeten ehemmiyetsiz olduğundan, hâlis bir hâdim olarak, hakikat-i ihlâs ile, herşeyin fevkinde hakaik-i imaniyeyi on adama ders vermek, büyük bir kutbiyetle binler adamı irşad etmekten daha ehemmiyetli görüyorum. (Emirdağ Lahikası -1 Syf:75)

- Ehl-i dalâlet, ehl-i ilmi; ilmi, vasıta-i cer etmekle ittiham ediyorlar. "İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyorlar" deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar. Bunları fiilen tekzip lâzımdır. (Mektubat Syf:13)

- Şimdi, tesanüdü bozmak ve bazı menfaatperest fakat ehl-i ilim ve ehl-i dinden, Risale-i Nur'un cereyanına karşı rakip çıkarmak suretiyle intişarına zarar vermeye çalışıyorlar.
(Kastamonu Lahikası Syf:235)

- O münafıklar veya o münafıkların adamları veya adamlarına aldanmış olanlar dost suretine girerek, bazan da talebe şekline girerek derler ve dedirtirler ki: “Bu da İslâmiyete hizmettir; bu da onlarla mücadeledir. Şu malûmatı elde edersen, Risale-i Nur'a daha iyi hizmet edersin. Bu da büyük eserdir" gibi birtakım kandırışlarla, sırf o Nur talebesinin Nurlarla olan meşguliyet ve hizmetini yavaş yavaş azaltmakla ve başka şeylere nazarını çevirip, nihayet Risale-i Nur'a çalışmaya vakit bırakmamak gibi tuzaklara düşürmeye çalışıyorlar. Veyahut da maaş, servet, mevki, şöhret gibi şeylerle aldatmaya veya korkutmakla hizmetten vazgeçirmeye gayret ediyorlar.
(Tarihçe-i Hayat Syf:690)

- Risaletü'n-Nur hakaik-i İslâmiyeye dair ihtiyaçlara kâfi geliyor, başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor.
(Kastamonu Lahikası Syf:77)

- Bu fakir kardeşiniz yirmi seneden evve,l kesret-i mütalâa ile bazan bir günde bir cilt kitabı anlayarak mütalâa ederken, yirmi seneye yakındır ki, Kur'ân ve Kur'ân'dan gelen Resailü'n-Nur bana kâfi geliyorlardı. Bir tek kitaba muhtaç olmadım, başka kitapları yanımda bulundurmadım.
(Kastamonu Lahikası Syf:77)

- "Risale-i Nur, imanî mes’eleleri lüzumu derecesinde izah etmiş. Risale-i Nurun hocası, Risale-i Nur'dur. Risale-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor. Herkes istidadı nisbetinde kendi kendine istifade eder. Aklınız herbir meseleyi tam anlamasa da, ruh, kalb ve vicdanınız hissesini alır. Ne kadar istifade etseniz, büyük bir kazançtır." (Sözler Syf:772)

- Kimin haddidir ki, bu Nurlarda yanlışlık bulsun. Evet, bazı ibareler belki edebiyat denilen şeye tam muvafık düşmüyormuş. Bunda da isabet var. Çünkü edebiyat satılmıyor, Kur'ân'dan nurlar gösteriliyor. (Barla Lahikası Syf:62)

- Risale-i Nur'da öyle bir mânevî zevk ve câzibedar bir nur var ki, mekteplerde çocukları okumağa şevkle sevketmek için icad ettikleri her nevi eğlence ve teşviklere galebe edecek bir lezzet, bir sürur, bir şevk Risale-i Nur veriyor ki; çocuklar böyle hareket ediyorlar.
(Kastamonu Lahikası Syf:121)

- Kur'ân-ı Hakîmin hizmeti esnasında ve hakaik-i imaniyenin dersi vaktinde o hakaik hesabına ve Kur'ân şerefine o makamın iktiza ettiği izzet ve vakar-ı ilmiyeyi ders vaktinde muhafaza edip, başımı ehl-i dalâlete eğmemek için, o izzetli vaziyeti muvakkaten takınıyorum. (Lemalar Syf:173)

- Ahlâk-ı âliyeyi ve yüksek huyları hakikate yapıştıran ve o ahlâkı daima yaşattıran, ciddiyet ile sıdktır. (İşarat-ül İ’caz Syf:107)

- Meselâ: Hâdisât-ı zamaniye bahanesiyle Vehhâbîlik ve Melâmîliğin bir nev'ine zemin ihzar etmek tarzında, bazı ruhsat-ı şer'iyeyi perde yapıp eserler yazılmış. Risale-i Nur, gerçi umuma teşmil suretiyle değil, fakat her halde hakikat-i İslâmiyenin içinde cereyan edip gelen esası velâyet ve esası takva ve esası azimet ve esâsât-ı Sünnet-i Seniye gibi ince, fakat ehemmiyetli esasları muhafaza etmek, bir vazife-i asliyesidir. Sevk-i zaruretle, hâdisâtın fetvalarıyla onlar terk edilmez.
(Kastamonu Lahikası Syf:77)

- Üstadın iffet ve istikametteki hudutsuzluğu, bilmüşahede sabittir ve inkârı gayr-ı kabildir. Hayatı boyunca, hanımlarla konuşmaktan, nazarıyla dahi meşgul olmaktan şiddetle içtinap etmiştir. Bir mektubundan anlaşıldığı gibi; gençliğinde dahi iffet ve istikametin zirve-i müntehasında olduğu, onu yakından tanıyan ve hayatına âşinâ olanların müşahedeleriyle sabittir.
(Tarihçe-i Hayat Syf:464)

- Mânevî bir elektrik olan Resâili'n-Nur dahi gayet yüksek ve derin bir ilim olduğu halde, külfeti tahsile ve derse çalışmaya ve başka üstadlardan taallüm edilmeğe ve müderrisînin ağzından iktibas olmağa muhtaç olmadan, herkes derecesine göre o ulûm-u âliyeyi, meşakkat ateşine lüzum kalmadan anlayabilir, kendi kendine istifade eder. Muhakkik bir âlim olabilir.
(Sikke-i Tasdik-i Gaybi Syf:74)

- Demokrat Parti'yi, Kur'an ve vatan ve İslâmiyet namına muhafazaya çalışıyorum.
(Emirdağ Lahikası-2 Syf:206)

- Bu asırdaki Ehl-i İslam’ın fevkalâde safderunluğu ve dehşetli cânileri de âlicenâbâne afvetmesi ve bir tek haseneyi binler seyyiatı işleyen ve binler mânevî ve maddî hukuk-u ibâdı mahveden adamdan bir tek haseneyi görse, ona bir nevi taraftar çıkmasıdır. Bu suretle ekall-i kalîl olan ehl-i dalâlet ve tuğyan, safdil taraftarla ekseriyet teşkil ederek, ekseriyetin hatâsına terettüp eden musibet-i âmmenin devamına ve idamesine, belki teşdidine kader-i İlâhiyeye fetva verirler; "Biz buna müstehakız" derler.
(Kastamonu Lahikası Syf:25)

- İğtinam edebildiğim kısacık vakitlerde zihnimi safîleştirip Nurların karşısına, dolayısiyle Kur'ân'ın mu'cizeleri mecmuasına ve aziz, muhterem Üstadımın medresesine ve ol Seyyidü'l-Kevneyn Peygamberimiz Efendimiz (A.S.M.) Hazretlerinin ravza-i saadetlerine ve nihayet Rabbü'l-Âlemîn Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerinin huzur-u lâmekânîsine çıkıyorum. Bu sebeple cidden "o Nurlarla iştigal etmediğim zamanlar, keşki enfâs-ı ma'dude-i hayattan olmaya idiler" diyorum.
(Barla Lahikası Syf:35)

- Eğer o adam, medar-ı şeref tanıdığı bütün ecdadını ve medar-ı iftihar bildiği bütün geçmişlerini ve ruhen nokta-i istinad telâkki ettiği selef-i sâlihînin cadde-i nuranîlerini terkedip heveskârâne, hevâperestâne, riyâkârâne, şöhret-perverâne, bid'akârâne işlerde ve harekâtta bulunsa; mânen bütün ehl-i hakikat ve ehl-i imanın nazarında en alçak mevkie düşer. (Mektubat Syf:414)

- Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler. Şimdilik Tâhirî, Sungur, Ceylân, Hüsnü ve bir-iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum. (Emirdağ Lahikası-2 Syf:233)

- Yoksa, Risale-i Nur'a karşı rakîbâne başka bir çığır açmakla hem o zarar eder, hem bu müstakim ve metin cadde-i Kur'âniyeye bilmeyerek zarar verir; zındıkaya bir nevi yardım olur.
(Kastamonu Lahikası Syf:122)

REZZAN TONÇER

Bu haber 11286 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Reddiyeler

F. GÜLEN VE KARDEŞLERİNİN HELAKI

F. GÜLEN VE KARDEŞLERİNİN HELAKI Yıl 2012… Pennsylvania Canavarı’nın talimatıyla Risale-i Nur sadeleştirilmiş, o eserler tamamen tahrif edilerek Tev...

Bediüzzaman Hazretlerinin Mutlak Vekil ve Varisi Merhum Mustafa Sungur Ağabeyin

Bediüzzaman Hazretlerinin Mutlak Vekil ve Varisi Merhum Mustafa Sungur Ağabeyin Gerçek Vakıfları Nurcuları Uyardı!
Diyanet Dairesi ve Risale-i Nur’un Neşri06 Şubat 2019

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ANKET

En Son Ne Zaman Risale-i Nur Okudunuz ?







Tüm Anketler

GALERİ

Sitemizdeki tüm yayınları izin almadan yayınlayabilirsiniz
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi