Risale Haberi

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
İ. Hulusi YAHYAGİL Ağabeye Sorulan Suallere Cevapları - 22

İ. Hulusi YAHYAGİL Ağabeye Sorulan Suallere Cevapları - 22

Tarih 17 Şubat 2019, 14:22 Editör Mütefekkir

22) BİR KARDEŞİMİZİN SEYAHAT İNTİBALARINDA, MUHTELİF YERLERDEKİ KARDEŞLERİN KANAAT VE DAVRANIŞLARINI NOKTA-İ NAZARINA UYGUN GÖRMEYEREK TENKİT ETMESİ ÜZERİNE VERİLEN CEVAPTIR.

22) BİR KARDEŞİMİZİN SEYAHAT İNTİBALARINDA, MUHTELİF YERLERDEKİ KARDEŞLERİN KANAAT VE DAVRANIŞLARINI NOKTA-İ NAZARINA UYGUN GÖRMEYEREK TENKİT ETMESİ ÜZERİNE VERİLEN CEVAPTIR.

 

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Kardeşim! Son seyahatinizden mahall-i ikametinize dönünce yazdığınız mektubu aldım. Cevap verirsem gücendirmek ihtimalini ve cevap vermezsem Hakkın hukukunu müdafaa etmemiş olacağımı düşündüm. Cevap vermeye karar verdim. Bakalım kalemden ne zuhur edecek.

Evvelen: “Tenvirler” adlı kitabı görmedim. Sordum, burada bir zatta varmış.  Ona içinde siyasi efkâr var mı? dedim, var dediler. Müsait zamanda belki görürüm. Fakat siyasetle uğraşmak Kur’anın şakirtlerine zarar getirir. Üstadımız da siyaseti terk etmişlerdi. Siyasilerin propagandalarına alet olmaktan Allah’a sığınmak gerek.

Not: Sonradan kısmen okuttum, içindeki yazılar Üstad hazretlerine aittir.  Sonradan ilave olmadığını anladım.

Sâniyen: Tarihçe-i hayat, müellifi müşarün’ileyhin sebavetinden âhir ömrüne yakın zamana kadar başından geçen şeyler mecmuasıdır. Merak edenlerin okumalarında mahzur yoktur. Faide de vardır. Fakat Tarihçe-i hayat, iman-ı tahkikî dersleri olup Kur’an’ın bu marîz asrın hasta unsuruna (İslam milletine) ve âlil müslim fertlerine hem şâfi ve hem vâfi Nûr külliyatından ma’dud değildir. Bu noktada tercih hakkı külliyatındır.

Sâlisen: Lâhika mektuplarının umumu 27. mektubun lâhikasıdır. 27. mektup ise, bu biçarenin (fakirin) mebde-i hizmetteki gayet basit ve sönük fakat ihlaslı birkaç intibaı ile Üstadın, Hulusi-i Sâni dediği Bedreli El-Hac Hoca Sabri rahmetullahi aleyhin yazılarıdır. Ondan sonra lâhika mektupları çoğalmış, mecmualar teşkil edecek hale gelmiştir.

Bu mektuplar şakirdlere aittir. Bunları Mektubat-ün Nur ile bir seviyede tutmak muvafık olmaz. Çünkü Mektubat-ün Nur, şakirdlerin suallerine veya mukadder suallere cevaplar mahiyetindedir. Lâhika mektupları ise şakirdlerin eserler hakkındaki intiba’larıdır.

Mektubat-ün Nur, sâilleri cevab-ı sevab ile memnun eder. Çok hakikatleri de tazammun eder. Umuma da menfaatli dersler olup, Külliyat-ı Nur şeceresinin münevver meyvelerini teşhir eden çok ehemmiyetli dallarıdır.

Râbian: Aciz şahsım ve naçiz hizmetim hakkında, nereden ve kimden gelirse gelsin, medihlere sahib çıkmak haddim ve hakkım değildir. Şahsıma ait kusurlarımı da hiç kimsenin alel-âmiya taklide kalkışmaya hakkı olmadığı gibi pürkusur bir biçareyi hata etmez telakki etmeleri de hiçbir akıl tarafından kabul edilmez.

Hâmisen: Üstadın ders okumak ve okutmak hususundaki usulünü ileri sürerek, bizim ders ve sohbet ve müzakere usulümüzü ona uymadığı için kabule yanaşmamak istiyor ve Üstad derse başladığı zaman salavat-ı şerife ve hadis-i şerif okumuyormuş… ilââhir. Bende onu taklit edeceğim, diyorsunuz. Bu hususta biraz izahatta bulunacağım. Onları insaf ile tetkik ettikten sonra, dilediğiniz gibi harekette serbestsiniz.

1- Üstad Hazretleri müelliftir. Eserler ilham mahsulüdür. O zat; Kadîr ve Hakîm-i mutlak olan Allah’ın izniyle ve Hakîm ismine mazhar olarak bu hizmete sevk edilmiştir. “Bakarım bir mes’ele-i imaniye kalbe gelse iki yüz ayet birden imdada geliyorlar, yani gönderiliyorlar.” dediğini bizzat şahit olduğum bir zatla, yani sırr-ı i’caz-ı Kur’anı daima almaya ve vermeye müheyya bir manevî radyo istasyonunda (halinde) ki zatla nasıl kendimizi kıyas edebiliriz? Biz biçareler, menba’-ı Risaletten daima feyz almaya ve aramaya muhtacız ve mecburuz. Bundandır ki tefeyyüze muvaffak olmak için o merkez-i Risalet’le manevî bir muvasala çaresini arıyoruz. Salavat ve hadislere bu sebeple müracaat ediyoruz. Ve binlerle Hamd-ü senalar olsun ki bu sayede faydalanıyor ve faidelendiriyoruz.

Bir araya gelişte mevcudun hepsine okutmak, ancak okuma bilenlerle, okumayı dürüst yapacaklarla mümkündür. Zaten değişik zatlara okutturuyoruz. Nâdiren İlmihalden bazı mes’eleleri bahsetmek ise ancak faidelidir. Maalesef gençlerimiz ilmihalden çok zaiftirler.

2- Üstad hz. kendine ilham olunan eserleri okuyor veya okutturuyor. Bana bir defa “KARDEŞİM! BENDE SENİN DERSİNDE BULUNMAK İSTİYORUM” dedikten sonra benim mahcub halimi görünce, “Kardeşim! Ben demiyorum ki, ben üstadınız değilim. Fakat SAİD olarak senin dersinde, seni dinlemek istiyorum.” diye izah etmiştir ki, bu izahın manası da onun okumasını aynen taklid değildir. Onun Nurlu eserlerinden faydalanmak çaresini aramaktır.

Hem, Zat-ı Risalete salavat-ı şerife getirmek, tek başına bir tarîk-i hakikattır. 

Hem, Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam “Benim üzerime çok salavat getiriniz” diye emir buyurmuş. Üstad hazretleri de bunda ki hikmeti eserlerinde beyan etmiştir.

3- Benim sohbetlerde okuduğum salavat-ı şerife*, merhum pederimin hayatında senelerce devam ettiği bir salavattır.

Ve hakkında:  مَنْ  قَرَأَ صَبَاحاً وَ مَسَاءً وَجَبَتْ له الشَّفَاعَةُ يَوْمَ القِيامَةِ (Bir kimse sabah ve akşam bu salavatı okursa kıyamet gününde ona şefaat olunur. Yani, şefaati hak eder) rivayeti vardır. Üstad hazretleri bu salavat-ı şerifeden yalnız bir kelimeyi aslından tebdil buyurmuş. Rivayet hakkında da“Görmemişim ama içindeki parlak kelimeler bu rivayete layık olduğunu gösteriyor.” diye cevap vermişlerdir. İşte okumamızın sebebi budur. Herkese bir mecburiyet yükletilmemiştir.

4- Bir rü’ya-yı sadıkada manevî makamına girdiğim zaman günde iki defa beni göreceksin tarzındaki emirlerini kendilerine arz ve tabirini ricama karşı “BEN HER SABAH SENİ YANIMDA HAZIR EDECEĞİM, AKŞAMLARI DA BEN SENİN DERSİNDE BULUNACAĞIM” diye tabir buyurmuşlardı. İşte Lillahilhamd, vefatlarına kadar bu hal devam etti. Kim ziyaretine gitse, Hulusi sabahleyin burada yanımda idi, buyurmuş. “VE DERSLERİMİZDE DE MANEN HAZIR OLDUĞUNA HİÇ ŞÜPHEMİZ KALMAMIŞTIR. VEFATLARINDAN SONRA DERSLERDE MANEVÎ BİR İNAYET HİSSETMEKTEYİM. DERSLERİN ÇOK FEYİZLİ OLUŞU DA BUNDANDIR.”

5- Bu fakirde tahsil hayatımdan başlayan hususi bir meyelan-ı hayr vardır. Şöyle ki; Bildiğimi bilmeyenlerden esirgememek, onlara şefkatle ve hislerini rencide etmeden yardım etmek hususudur. Bunda yalnız vicdani bir zevk duymayı kâfi görüyor, kimseden asla ne maddi ne de manevî bir karşılık beklemiyorum. Ordu da bulunduğum zamanlarda zabitan ve efrada maddi ve mesleki hususları en iyi ve en âmali bir şekilde öğretmek, manevîyatlarını da takviye etmekten asla hâli kalmadım. Elhamdülillah hâzâ min fadli Rabbi.

Hizmet-i Kur’aniye ye bidayette yalnız yazmak ve okumakla devam ettim. Sonradan kaderin sevkiyle bugün takip ettiğim usulü tatbike başladım ve

 خَيْرُ النَّاسِ مَنْ يَنْفَعُ النَّاسَ  “İnsanların hayırlısı insanlara menfaati olan kimsedir” veya “İnsanların hayırlısı insanlar için ziyade menfaatli olan kimsedir.” hadislerini rehber ittihaz ettim. Hiç kimsenin kanaatine müdahaleye hakkım yoktur.

OKUMAK ÖĞRENMEK İÇİNDİR. ÖĞRENMEK BAŞKALARINA ÖĞRENDİĞİNİ YA YAZI İLE VEYA LİSANEN SÖYLEYEREK NAKLETMEK İÇİNDİR. 

Bir şey anlamadan okumak, okuyana bir faide getirmeyeceği gibi dinleyenlere de faideli olmayacağını tecrübelerimle anlamış bulunuyorum.

6- Kimseden sevmek, hürmet ve medih beklemiyorum, daima hüsn-ü zanna layık olmadığımı, hayır duaya muhtaç bulunduğumu beyan ediyorum.

7-Üstad’ın tam taklidi bizler için kanaatimce imkânsızdır. Mümkün olan, onun bize mirası olan eserlerine sahib çıkmak ve ihlas düsturlarını tam kavrayıp icra için himmetimizi buraya teksif ve 26. Mektubun 10. mes’elesindeki dost, kardeş ve talebe şartlarını elde etmek olmalıdır.

Hülâsa-i kelâm: وَاِذَا مَرُّوا بِالَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا fermanını dinleyelim. Hizmet-i imaniyede bulunanların fer’i meselelerdeki nokta-i nazarımıza uymayan kabil-i afv hatalarıyla meşgul olmayalım ve araştırmayalım ve haklarında Hristiyanlara mahsus “taassub” tabirini kullanmayalım.

Afv ve safh ile muamele edelim.

İhlas düsturlarına sadakat ve enaniyetten şiddetle teberri edelim. Zalimlerin ehl-i imana müteveccih ve her gün artmakta olan tazyikatı altında, taht-el arz kömür ocaklarında çalışan amelelere benzeyen kardeşlerimize şefkatle muameleyi kendimize rehber edelim ve böyle ufacık şeylerin münakaşası ile vaktimizi zayi etmeyelim.

BİZ NE MUALLİMİZ VE NE DE MÜDERRİS, BELKİ ŞAKİRDİZ, TALİBİZ. MÜDERRİSİMİZ MADDETEN ARAMIZDA DEĞİL, MANEN ARAMIZDA VE ESERLERİNİN SATIRLARI ARASINDADIR. 

ÖĞRETME USULÜ HERKESTE AYRI OLUR. GAYEYE VUSÜL İÇİN TECRÜBELERDEN İSTİFADE EDİLİRSE MUVAFFAKİYET ARTAR.

Erhamürrahiminden medet, inayet, hidayet ve tevfikin devamını ve ihlas-ı etemme muvaffak olmamızı dileyerek hatm-i kelâm ediyorum.

 

El Baki Hüvel Baki El Baki El Hubb-u fillah

Dai-i muhlisiniz

İ. Hulusi Yahyagil

* * *

Belge için kaynak: HulusiYahyagil.com