Risale Haberi

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Risale-i Nur okumaya başlayınca daha çok sıkılıyorum. Bunun Sebepleri Nedir? 5

Risale-i Nur okumaya başlayınca daha çok sıkılıyorum. Bunun Sebepleri Nedir? 5

Tarih 19 Temmuz 2019, 10:47 Editör Mütefekkir

Hayat-ı Uhreviye Ezvakı

Hâmisen: Hayat-ı Uhreviye Ezvakı

“Bizlerle pek çok alâkadar bir zât çok defa dehşetli şekva ediyor ki: ‘Ben adam olamıyorum, gittikçe fenalaşıyorum, manevî hizmetlerimin neticelerini göremiyorum.’ diye meded istiyor."

"Ona yazıyoruz ki: ‘Bu dünya dâr-ül hizmettir, ücret almak yeri değildir. A'mal-i sâlihanın ücretleri, meyveleri, nurları berzahta, âhirettedir. O bâki meyveleri bu dünyaya çekmek ve bu dünyada onları istemek, âhireti dünyaya tâbi' etmek demektir. O amel-i sâlihin ihlası kırılır, nuru gider. Evet, o meyveler istenilmez, niyet edilmez. Verilse, teşvik için verildiğini düşünüp şükreder.’"

"Evet, bu asırda, bir-iki mektubda beyan edildiği gibi, o derece hayat-ı dünyeviye damarına dokunmuş ve yaralamış ve heyecana getirmiş ki; mübarek ve ihtiyar ve hoca ve ehl-i salahat olan bir zât dahi, dünyada bir nevi hayat-ı uhreviye ezvakını istiyor; birinci derecede, dünyada zevk-i hayat onda hükmediyor.”

“(Risale-i Nur'un bir talebesi) Risale-i Nur'a çalışamadığının bir sebebi, derd-i maişetin ziyadeleşmesi olduğunu söyledi. Biz de ona dedik: Risale-i Nur'a çalışmadığın için, derd-i maişet sana şiddetlendi. Çünki bu havalide her talebe itiraf ediyor ve ben de ediyorum ki: Risale-i Nur'a çalıştıkça, yaşamakta kolaylık ve kalbde ferahlık ve maişette sühulet görüyoruz.”(15)

“Şiddetli imtihanda sarsılmayan ve dersinden vazgeçmeyen ve yakıcı çorbadan ağızları yandığı halde talebeliğini bırakmayan ve bu kadar tehacüme karşı kuvve-i maneviyesi kırılmayan zâtları; ehl-i hakikat ve nesl-i âti alkışlayacakları gibi, melaike ve ruhanîler dahi alkışlıyorlar...”(16)

İşte Üstad Hazretlerinin bu aşikar ve müessir beyanatlarından anlaşılacağı üzere, “Risale okurken lezzet ve zevk almak” yahut “Risale okumada bir şevk ve suhulet” gibi hâlâta bürünmek, beklenti ve düşünceler içerisinde bulunmaktan içtinab etmek icab ediyor.

Evet, bir doktorun yazdığı ilaçlardan “lezzet almak” değil, belki “tedavi ve şifa” manaları hakiki beklenilen ve aslolan hakaiktendir. Zira çok ilaç var ki “sulfato” misali acı olduğu halde, hakiki manada beklenilen “şifaya” ekseriyetle vesile olduğu ziyadesiyle müşahade edilmiştir.

Aynen bunun gibi, “Risale okuyabilmek” ve “okuduğu Risaleden lezzet ve zevk almak” dahi“yakıcı çorba” misali zor ve zahmetli olmakla birlikte; yukarıda Üstadımızın anlattığı mezkûr adamların meseli gibi netice itibariyle istenilecek meyveler değildir.

Evet “Risale okurken lezzet almak” gibi meyveler istenilmez, niyet dahi edilmez. Verilse, teşvik için verildiğini düşünüp şükrederiz. Zira ekseriyetle müşahade ediyoruz ki; Risale-i Nur'a çalıştıkça, yaşamakta kolaylık ve kalbde ferahlık ve maişette sühulet görüyoruz zaten...

Elhasıl: Bizlere iki cihan saadetini te’mine medar olabilecek olan “Risale” okumalarının mümkün olabilmesi için; elbette bu nurani eserleri en yakınımızda bulundurup, aklen, kalben ve ruhen onlarla hemhal olmak gerekiyor ki; ciddi bir istifadeye medar olabilsin.

Maalesef ev ve işyerlerimizde bulunan Risaleler, en kıymetli eserler nazarıyla değerlendirilip; genellikle kitaplıkların en ulaşılmaz yerlerinde (muhafaza!..) ediliyor. Hâlbuki aslolan mana ise, Risale-i Nurların yaşadığımız ortamlarında, ulaşılabilir ve gözlerin görebileceği herbir tarafında bulunmasıdır. Cebimizde, masamızın üzerinde vb.

Demek “Risale okumak” yahut “Risaleden tat ve lezzet almak” istiyorsak, Risale okumaya mani olan her türlü vesaitten el ve eteğimizi çekip, bir parça nefis muhasebesi yapmak icab ediyor.. Akabinde görülecektir ki, “nurları okumak” işi ve fiilinde bir suhulet peyda olup; nurlar vesilesiyle nice rahmet manzaralarını tefekkür eder hale geleceksiniz..


“Bizlerle pek çok alâkadar bir zât çok defa dehşetli şekva ediyor ki: ‘Ben adam olamıyorum, gittikçe fenalaşıyorum, manevî hizmetlerimin neticelerini göremiyorum.’ diye meded istiyor."

"Ona yazıyoruz ki: ‘Bu dünya dâr-ül hizmettir, ücret almak yeri değildir. A'mal-i sâlihanın ücretleri, meyveleri, nurları berzahta, âhirettedir. O bâki meyveleri bu dünyaya çekmek ve bu dünyada onları istemek, âhireti dünyaya tâbi' etmek demektir. O amel-i sâlihin ihlası kırılır, nuru gider. Evet, o meyveler istenilmez, niyet edilmez. Verilse, teşvik için verildiğini düşünüp şükreder.’"

"Evet, bu asırda, bir-iki mektubda beyan edildiği gibi, o derece hayat-ı dünyeviye damarına dokunmuş ve yaralamış ve heyecana getirmiş ki; mübarek ve ihtiyar ve hoca ve ehl-i salahat olan bir zât dahi, dünyada bir nevi hayat-ı uhreviye ezvakını istiyor; birinci derecede, dünyada zevk-i hayat onda hükmediyor.”

“(Risale-i Nur'un bir talebesi) Risale-i Nur'a çalışamadığının bir sebebi, derd-i maişetin ziyadeleşmesi olduğunu söyledi. Biz de ona dedik: Risale-i Nur'a çalışmadığın için, derd-i maişet sana şiddetlendi. Çünki bu havalide her talebe itiraf ediyor ve ben de ediyorum ki: Risale-i Nur'a çalıştıkça, yaşamakta kolaylık ve kalbde ferahlık ve maişette sühulet görüyoruz.”(15)

“Şiddetli imtihanda sarsılmayan ve dersinden vazgeçmeyen ve yakıcı çorbadan ağızları yandığı halde talebeliğini bırakmayan ve bu kadar tehacüme karşı kuvve-i maneviyesi kırılmayan zâtları; ehl-i hakikat ve nesl-i âti alkışlayacakları gibi, melaike ve ruhanîler dahi alkışlıyorlar...”(16)

İşte Üstad Hazretlerinin bu aşikar ve müessir beyanatlarından anlaşılacağı üzere, “Risale okurken lezzet ve zevk almak” yahut “Risale okumada bir şevk ve suhulet” gibi hâlâta bürünmek, beklenti ve düşünceler içerisinde bulunmaktan içtinab etmek icab ediyor.

Evet, bir doktorun yazdığı ilaçlardan “lezzet almak” değil, belki “tedavi ve şifa” manaları hakiki beklenilen ve aslolan hakaiktendir. Zira çok ilaç var ki “sulfato” misali acı olduğu halde, hakiki manada beklenilen “şifaya” ekseriyetle vesile olduğu ziyadesiyle müşahade edilmiştir.

Aynen bunun gibi, “Risale okuyabilmek” ve “okuduğu Risaleden lezzet ve zevk almak” dahi“yakıcı çorba” misali zor ve zahmetli olmakla birlikte; yukarıda Üstadımızın anlattığı mezkûr adamların meseli gibi netice itibariyle istenilecek meyveler değildir.

Evet “Risale okurken lezzet almak” gibi meyveler istenilmez, niyet dahi edilmez. Verilse, teşvik için verildiğini düşünüp şükrederiz. Zira ekseriyetle müşahade ediyoruz ki; Risale-i Nur'a çalıştıkça, yaşamakta kolaylık ve kalbde ferahlık ve maişette sühulet görüyoruz zaten...

Bu haber 540 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Sorularla Risale

Münafıklar veya Münafıkların Adamları

Münafıklar veya Münafıkların Adamları ŞİMDİ SORARIM EYYÜHEL İHVAN...? VİCDANI OLAN CEVAP VERSİN....!

TEBLİĞ VE NASI HAKKA DAVETTE MUHAMMED ALEYHİSSALÂTÜ VESSELÂM'IN TARZI CİDDİYETLEDİR..!

TEBLİĞ VE NASI HAKKA DAVETTE MUHAMMED ALEYHİSSALÂTÜ VESSELÂM'IN TARZI CİDDİYETLEDİR..! (ÇOK EHEMMİYETLİ KÜÇÜK KÜÇÜK MÜTEFERRİK AYİNE-İ NURİYELERİN CEMMİ İLE MESLEK-İ NURİYENİN BİR NEVİNE BİRDEN BÜYÜK Bİ...
Diyanet Dairesi ve Risale-i Nur’un Neşri06 Şubat 2019

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

ANKET

En Son Ne Zaman Risale-i Nur Okudunuz ?







Tüm Anketler

GALERİ

Sitemizdeki tüm yayınları izin almadan yayınlayabilirsiniz
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi